Konuyu Görüntüle
Forum | TEKNİK ÖĞRETMENLİK | TEKNOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ
Yazar KRAL ÇIPLAK!
Erkekkromozom
Üye

Mesaj Sayısı: 39
Katılım Tarihi: 12.10.08
Mesaj Tarihi 13-12-2009 09:44
Bir konuya değinmek istiyorum.
Şu an Cumhurbaşkanı, Başbakan veya Meclis Başkanı olmuş kişiler İHL mezunlarıdır.
Katsayı probleminin arkasında birilerinin bu İHL mezunlarını engelleme çabası yattığını ilkokul mezunları bile biliyor.
Peki, İHL gerçekten meslek lisesi mi?
Sanki bir kral çıplak gerçeği ile yine karşı karşıyayız ve devlet başları İHL mezunu olduğu için kimse bu gerçeği görmek istemiyor.

Meslek lisesi adı üzerinde eğitim alınan bölümde mesleki hayatını idame ettirebilecek nitelikte mezunlar verir. Örneğin elektrik bölümü okuyan bir meslek liseli elektrik teknisyeni olarak ister kendi işini yapar, ister başka bir kurumda veya ister devlette yer alabilir. Bunun üzerini okumak isterse elbetteki doğal hakkıdır.
İnsanlara istedikleri liseye gitme hakkı başta verilmektedir.
Elektrik okumayı tercih eden bu öğrenci liseyi bitirdiğinde teknisyen olacağını ve bu yetkisini ve ünvanını ülkemizde geçerli olarak maddi ve manevi kullanabileceğini bilmektedir.

Düz lise okuyan bir mezun ise seçtiği TM, TS, FM gibi alanlarla ona göre Mühendislik, Hukuk veya İktisat Okulları gibi eğitimler alabilir.

Meslek lisesinde elektrik okuyan bir öğrencinin sonrasında hukuk okumaya kalkması hem kendi kişisel çaba ve yatırımları hem de ülkemizin ona yaptığı yatırımın neredeyse adeta silinmesi anlamını taşır. Çünkü bu kişi elektrik teknisyenliğini artık çok büyük ihtimalle yapmayacak ve avukat, hakim gibi meslekleri icra edecektir. Meslek lisesinde elektrik okumuş bir öğrenci bu alanın devamı olabilecek nitelikte (örneğin elektrik, elektronik, haberleşme vb.) bir yüksek öğrenime gitmesi mantıklıdır. Bu yüksek öğrenim teknikerlik, teknik öğretmenlik veya mühendislik ile sonuçlanabilir. Böylece kendisini ilerletmek isteyen mezuna da yolunun açık olduğu ve kimsenin eğitim hakkının engellenmediği gösterilmektedir. Kendisini alanında geliştirmek isteyene destekleyici puanlar ve vermek ve yükselmesine ön ayak olmak ta gerekir.
Elektrik okuyan bir mezunun sonra işletme, hukuk gibi teknik alanların dışına çıkmasının desteklenmemesi ve hatta düz lisede TM, TS okuyan öğrencilerin daha çok bu alanlara yönlendirilmesi mantıklıdır, olması gerekendir.

İHL ise dini eğitim ağırlıklı mezunlar verir. Bu eğitimin üst öğrenimi de İlahiyat ve Teoloji Bölümleridir. İHL mezununun mühendislik okumayı istemesi çok ta doğru bir karar değildir. Eğer İHL "meslek lisesi ise" mezunu da bir mesleği icra edebiliyor olmalıdır. O da örneğin imamlıktır, müezzinliktir. İHL mezunu eğer üst öğreniminde mühendislik okuduğunda ileriki yaşantısında imamlık ve müezzinliği büyük ihtimalle yapamayacaktır.

İHL eğer "meslek lisesi ise" mezunları İlahiyat ve Teoloji dışında alanlara ryönelememelir0; ve bu alanların dışında ek puanlar almaları engellenmelidir.
Keza Endüstri meslek lisesi mezunları da kendi alanlarındaki üst öğrenime kabul edilmede öncelikli olmalıdırlar. Yoksa elektrik bölümü mezunu ilahiyat okumak ta isteyebilir. Eğer bir sınır bir denge olmazsa işler iyice karışır, yanlıştır..

Eğer İHL meslek lisesi değilse birileri şu meslek lisesi mezunlarının önünü tıkamak için oynadıkları katsayı oyunundan vazgeçmedilir. Herkes bu yaşananlarının İHL mezunlarını engellemek için oynanan bir oyun olduğunun farkındadır. Herkes İmam Hatip Okullarının aslında tam manasıyla meslek lisesi olmadığının da farkındadır.

YETER ARTIK! Bu oyun 10 yıl sürdü.

Tam Teknik Eğitim Fakülteleri mühendislik ve teknoloji ile düzenlenirken ve mesleki eğitimin önü açılırken yine KATSAYI problemi ile İHL okulları bu düzenlemenin önüne geçti.

Cumhurbaşkanı da, Başbakan da, Danıştay da bu gerçeği görmeli ve Cumhuriyet Kurulduğundan beri engellenen mesleki eğitimin önünü açmalıdır.
Kral çıplaktır, herkes İHL okullarını engelleyenlere karşı savaşarak gerçeği görememektedir.

Teknik Eğitim Fakülteleri Atatürk döneminde açılmıştır ve ülkenin birçok mühendislik okulundan tarih olarak eskidir, bu ülkeye hizmeti çoktur, bilgi birikimi çoktur. Sessiz ve derinden bu ülkenin sanayisine hizmet eden mezunları yetiştirmiştir.

Ülkemiz mühendislikte çok geri kalmıştır. Atatürk 1936'da uçak fabrikasını da kurmuştur. Ancak mesleki ve teknik eğitimi mühendislik eğitimiyle kaynaşmayan, kendisini hep üstte gören ve kendi kabuğunun dışına çıkmayan siyasi oda ve oluşumlarla hareket eden mühendislik camiası sayesinde bu ülke bırakın uçağı ne bir otomobil üretebilmiş, ne nükleer santral üretebilmiş, ne uzaya çıkabilmiş ve ne de dünyada ilk 500'e giren teknik üniversiteler arasında yer bulabilmiştir.

Dünyada teknoloji ve mühendisliğin bir arada olduğu ülkeler bilim ve teknikte ve dolayısıyla ekonomik güçlerde hep ilk sıradadır.

Herkesi artık siyasi ve çıkar çatışmalarından sıyrılıp bu ülkeyi düşünmeye ve bu yolda en doğru şekilde yürümeye çağırıyorum!
Atlanılacak Forum: